Future Perfect Contiuonus Tense’te Olumsuz Cümle Yapmak

Future Perfect Contiuonus'ta cümle olumsuz yapılırken, bütün future yapıların aslında bütün tense'lerin olumsuzu yapılırken "not" kullanılır. Kısaltılmış hali "won't" veya "will not" ifadesine ek olarak have + been + V(ing) kullanımı mevcuttur. Won't + have + been + V(ing) Kesinlikle öznenin değişmesi durumunda have de veya fiilde herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Mesela have'in has olması gibi bir durum söz...

İngilizce Fiillere “-ER” Ekleyerek Meslek Adı Yapmak

Eğer ingilizce bir fiile "-er" ekini eklersek, bu durumda “-er” eki o fiili, o işi yapan kişi anlamına gelir. Her zaman için geçerli olmasa da genellersek meslek isimleri elde etmiş oluruz.  (Türkçede “İşinin eri” deyimi oldukça ilginç bir tesadüf sanki ve ilk derste anlattığım gibi beynimizde kolayca yer edebilecek bir bağlantı örneği).  Hatırlatayım, ingilizce çok zengin bir dildir, Türkçe toplam...

Adjectives / Sıfatlar

" Adjectives / Sıfatlar " son derece yaygın bir şekilde " be, become, get " filleri ile kullanılırlar. Ayrıca da duyu fiillerinden olan " appear, feel, look, smell, sound, seem, taste " ile de sıfatlar kullanılır. Bunun sebebi ise bu duyu fiillerinin stative verb / durum fiilleri  olmasıdır. Öznelerin ve nesnelerin durumlarını ifade edip niteledikleri için sıfatlar ile son...

To Be – Am, Is, Are

To Be - Am, is, are İngilizce To be, olmak manasına gelmektedir. Bu fiil cümlede kullanıldığı şahısa uygun olarak çekimlenir ve cümle içerisinde yardımcı fiil görevini görür.Örnek verecek olursak; I am an engineer. (Ben Mühendisim.) İsim cümlesi. Geniş zaman. She is old. (O, yaşlıdır.) Sıfat cümlesi. Geniş zaman. They are student. (Onlar öğrencidir.) İsim cümlesi. Geniş zaman Şimdi aşağıdaki tabloda "to be" yardımcı fiilinin...

İngilizcede Yazılışı Aynı Veya Benzer İsim ve Fiiller

house (isim) = ev house (fiil) = ev sahipliği yapmak, yer vermek a big house... glass (isim) = cam glaze (fiil) = camla kaplamak "Bu glass çok klass" :D ne kadar absürt de olsa muhakkak yeni öğrendiğiniz hatta anlamını bildiğiniz kelimelerle günlük hayattan, Türkçeden veya aklınıza gelen herhangi bir şeyden bir bağlantı kurmanız eğlenceli ve kalıcı öğrenmenizi sağlar.. breath (isim) = nefes Nefesi kuvvetli olan kazansın...

Adjectives / Sıfatlar feel like, look like, smell like, sound like, taste like with nouns

a) "feel, look, smell, sound, taste " fiillerinin " like " ile kullanımı söz konusu olduğunda bir isim yazılması gerekir.  Formüle edecek olursak; " feel like, look like, smell like, sound like, taste like +  noun ( isim ) " şeklinde bir şey yazabiliriz. Böyle bir durumda anlam bazında bazı değişiklikler meydana gelir. Önce aşağıdaki tabloya göz atalım, ardından da incelememize geçelim. a.1....

Adjectives

Sıfat: İsimleri niteleyen(özelliğini açıklayan) sözcüklere sıfat ( adjective ) denir. İsime "Nasıl?" sorusu sorulduğunda bulunabilir. - a good man -  iyi adam Nasıl adam? = İyi(good) adam. - the big boy - büyük çocuk Yukarıdaki örneklerimizde man(adam) ve boy(çocuk) isimdir. good(iyi) ve big(büyük) ise sıfat. Yani good kelimesi man kelimesini, big kelimesi ise boy sözcüğünü niteliyor. (Bir özelliğinden bahsediyor) ► Zamirler ismin yerine kullanılan sözcükler...

İngilizce Sıfatlara “-EN” Ekleyerek Fiil Yapımı

white (sıfat) = beyaz whiten (fiil) = beyazlatmak "White gandalf" geldi aklıma :D   short (sıfat) = kısa "Şort" zaten Türkçeye girmiş bir kelime, sadece yazımı biraz farklı :)    shorten (fiil) = kısaltmak "Shorten your hair yourself" Saçını kendin kısalt kuaföre para verme :D   black (sıfat) = siyah blacken (fiil) = siyahlaştırmak "Black Swan" (Kara Kuğu) filmi geldi aklıma :)   hard (sıfat) = sert harden (fiil) = sertleşmek hard stones... soft (sıfat) = yumuşak soften (fiil)...

Sia Chandelier Şarkı Sözleri ve Çevirisi

'' Sia - Chandelier ''. Şarkının klibi ve sözleri hemen aşağıda. Umarım keyifle dinler, hoş vakit geçirirsiniz. Party girls don't get hurt / Parti kızları incinmez Can't feel anything, when will I learn / Hiçbir şey hissedemez, ne zaman öğreneceğim  I push it down, push it down / onu bastırmayı, onu bastırmayı I'm the one "for a good time call" / İyi zamanlarda...